- Gösterim: 3607
Yaşlanma sürecinde yüzde bölgesel estetik problemler gelişmekte. Bu problemler yüz estetik anlizlerinde olduğu gübü üst yüz ve orta, alt yüz olarak bölgesel değerlendirlebilir.
Yüzün üst bölgesinde yaşlanma ile gelişebilen estetik problemler; alın, şakaklar, glabella ve kaşlar
Alının düzleşmesi ve nazofrontal açının artışı
Yüz profilinde alın, cinsiyete bağlı değişmekle birlikte hafif dışbükey, konveks bir eğime sahiptir. Alın-burun geçişinde nasofrontal açı oluşmaktadır. Yaşlanma ile birlikte alın düzleşmeye başlarken, alın ve burunun projeksiyonunu azaltan nazofrontal açıda artış olmaktadır. Bu açı artışı, göz kenarlarında ve burun kökü yumuşak dokuyu tanımlayan nasionun gerilemesinden kaynaklanmaktadır. Nasofrontal açıda artış, yüz dışbükeyliğini artırmakta ve tipik olarak 50'li yaşlarda veya sonrasında meydana gelmektedir.
Alında Yatay Çizgilenme ve Derin Kırışıklıklar
Alındaki kırışıklıklar, mimik kaslarının kasılmasından kaynaklanır ve alındaki yüzeysel yağ dokusundaki azalma bunu desteklemektedir. Enine alın kırışıklıkları genellikle 2-3 tanedir. Tüm alın boyunca yerleşirler ya da alın ortasında kaybolup diğer tarafta devam edebilirler. Bu çizgiler, kas hareketine dik olan frontalis kasının kasılmasından kaynaklanırken, daha dikey kırışıklıklar "uyku çizgileri" olarak tanımlanmaktadır ve statik çizgilerdir. Bir çalışmada, Kafkas ve Hispanik erkeklerde alın yatay çizgileri daha erken bir başlangıç (18-29 yaşlarında) gösterirken, Asyalı veya Afrika kökenli Amerikalı erkeklerde (40 yaş ve üzeri) daha ileri yaşlarda ortaya çıkmaktadır.
Alındaki kaş ortası glabella kırışıklıkları ve burun kökü enine çizgileri esas olarak sırasıyla corrugator supercilii ve procerus kaslarının kasılması sonucu oluşmaktadır. Orta veya şiddetli kaş arası çizgileri, Hispanik erkeklerde en erken başladığı (40 yaş ve üzeri) gösterilmiştir.
- Dikey olanlar tam kaş arasında yer almaktadır ve her bir kaşa yakın yerleşmektedir. Sıklıkla 1 tanedir ancak 2 tanede olabilmektedir. Bu kırışıklıklar kaşların çatılmasını ağlayan corrugator kasa bağlı olarak gelişmektedir.
- Yatay olanı ise 1 tanedir ve burun kökünde yerleşmektedir. Kaşların iç kısımlarının aşağı hareketini sağlayan Procerus kasına bağlı olarak gelişmektedir.
Şakaklar, Temporal Bölgede Çökme (Temporal Depresyon)
Yüzde yaşlanma ile birlikte bazı anatomik alanlarda volumetrik azalma olmaktadır. Buna iskeletleşme denilmektedir. Bazı alanlarda ise destek dokusu artmakta yada yer değiştirmektedir. Buda iskelet yapısını örtmekte hatta mimikleri maskelemektedir. Şakaklarda-temporal alanda volüm azalması bu alanın çökmesine alttaki iskelet yapının daha belirgin olmasına neden olmaktadır. Şakaklarda yüzeysel yağ dokusu yaşa bağlı olarak azalmakta ve bunun sonucunda bi-temporal genişlikte azalma ve yüzde kemiksi bir görünüm oluşmaktadır. Klinik çalışmalar dolgun hatta dışa kavisli şakakların çukurlaştığı, içbükey bir görünüm kazandığını(yetişkinlik boyunca ortalama 3-4 mm derinliğinde azalma) doğrulamıştır. Bu bölgede meydana gelen yağ doku kaybı bazen dramatik olabilir; şakakların tüm yüzdeki hacim kaybının en büyük yerleşiminin yaşadığı bölge olabilir. bildirilmiştir. Son çalışmalar yüzeysel temporal yağ bölmesindeki yağın pozisyonundaki aşağı doğru bir kaymanında olabileceğini desteklemektedir. Bir bütün olarak, yüzeysel temporal yağ bölmesinin ortalama yüksekliği ve hacmi gençlikte artmaktadır. Ancak yaş ilerledikçe bölmenin üst ve orta üçte biri incelirken, alt üçte biri giderek kalınlaşmaktadır.

Kaşların Düşmesi (Eyebrow Pitosis)
Kaş pozisyonundaki yaşa bağlı değişiklikler önemli ölçüde değişmektedir; bazı bireylerde kaşlar düşerken, diğerlerinde kaş yükselmesi gözlenebilir. Yaşlanma sürecinde göz çukurunun, üst orbital kenarının kemiksel gerilemesi ve kemik desteğinin kaybı kaş düşmesine katkıda bulunur. Frontalis kasının (kaş kaldıran kas) tonusunda azalma da meydana gelebilir; buna gözleri çevreleyen "orbicularis oculi" kaslarının (kaşları aşağı çeken kaslar) normal veya artmış tonu eklendiğinde kaşların düşmesine ve sarkmasına katkıda bulunmaktadır. Özellikle kaşların dış kısmı orantısız bir şekilde sarkabilir. Bunda frontalis kasının dış kısmının temporal füzyon çizgisinin medialinde sonlanması ve kaşın dış kısmı üzerinde doğrudan bir etki gösterememesinden kaynaklanmaktadır. Bu da kaş dış kısmının daha az desteklendiği anlamına gelmektedir. Ayrıca kaşlar, preseptal ve galeal yağ dokularının yaşlanma sürecinde aşağı doğru yer değiştirmesinden de etkilenmektedir. Özellikle kaşların dış kısmındaki bu sarkma hem erkeklerde hem de kadınlarda bildirilmiştir; ancak her yaştan kadında kaşların dış kısmı erkeklere göre daha yukarıda konumlanmaktadır. Öte yandan, kaşların yaşlanma sürecinde aşırı yükselmesi, aşırı aktif frontalis kasına (üst göz kapağı derisindeki fazlalık ya da pitozuna bağlı olarak göz kapaklarını yükseltmek amacıyla frontalis kasının aşırı kullanımı) kasılmasına bağlanabilir ve bu da alında daha fazla yatay kırışıklıklara neden olmaktadır. Temporal bölgede volüm kaybı, kaş dış kısımlarının görünümünü engelleyebilir ya da sarkmış görünümüne neden olabilir. Üst göz kapağı katlantı çizgisi normalde göz dış açısında sonlanmaktadır. Bunun dışarıya doğru uzanması kaş düşmesini göstermektedir. Kaş dış kenarından parmakla yukarı gerildiğinde bunların hepsi düzelmektedir.
Yüzün orta bölgesinde yaşlanma ile gelişebilen estetik problemler; gözler, göz kapakları, yanaklar, burun
Gözler ve Göz Çevresi
Yüz yaşlanmasının en erken belirtileri genellikle göz çevresinde, periorbital bölgede görülür; cilt rengi ve estetik görünümündeki değişiklikler gözlemlenir. Gözler genel olarak daha küçük ve daha yuvarlak görünür. Bu bölgede meydana gelen önemli bir değişiklik, göz çukuru kemik desteğinde gerilemedir. Bu orbital açıklığın genişliğinin ve alanının artmasına neden olur. Özellikle, kadınlarda üst orbital kenarın yüksekliği iç kısımda artarken alt orbital kenar dış kısımda gerilerken, erkeklerde tüm alt orbital kenarda gerileme görülmektedir. Diğer önemli bir değişiklik, bu bölgenin görünümünde etkili olan yağ dokularındaki değişimlerdir. Yaşlanma sürecinde orbital alanın üst ve iç kısmında, nazojugal oluk ve palpebral-malar bileşkesinde yağ dokusunda kayıplar gözlenmektedir. Bu iki değişim orbitanın yeniden şekillenmesine ve göz dış köşesinin düşmesine neden olmaktadır.
Göz küreleri yaşla birlikte değişmez ancak gözler yaşlanma ile derin yerleşimli, göz kapakları arasında aralık (palpebral fissür) daralmış görünmektedir. (Glob retrüzyonu, senil enoftalmos) gözün görünmesine neden olur ve daraltır. Senil enoftalmos, orbital kenarın çapının yaşla birlikte artışı ile birlikte gözün pozisyonunun değişmesine, orbital ve periorbital yağ atrofisi ile gözün destek bağlarının gerilmesine bağlıdır.
Üst ve alt göz kapaklarında yaşa bağlı değişiklikler yumuşak doku sarkıklığından göz altı torbalarına ve çöküklüğe kadar uzanır. Üst göz kapakları yaşla birlikte aşağı iner ve üst kapak uzunluğunun uzamasına, üst göz kapağı kıvrımının ve üst kapak kenarının hizalanmasının kaybına, tarsal bölgenin çıkıntısına ve pretarsal bölgenin görünürlüğünün artmasına neden olur. Bu sarkma en sık yaşa bağlı göz kaaklarını yukarda tutan kas ve bağların zayıflaması nedeniyle oluşur(üst göz kapağının levator kasının tendonunun gevşemesi veya ayrılması). Ayrıca üst göz kapağı derisinde elastikiyet kaybı göz kapağında aşırı deri ile sonuçlanabilir. Supraorbital yağ kaybıyla, üst göz kapağı yayı değişir.
İleri durumlarda üst göz kapak derisi neredeyse görmeyi engelleyecek şekilde göz üstünü özellikel göz dış kısmını örtebilir. Buna "hooding, upper eyelid hooding" denilmektedir. Bu durum, yüzün yan değerlendirilmesinde daha rahat anlaşılabilmektedir.
Alt göz kapakları da aşağı sarkarak göz altı torbalanmasına ve skleral görünüme (gözler açıkken alt göz kapakları göz irisini hafif örter, iris altında skleranın görünmesi istenmez) yol açar. Alt orbital kemik desteğinin azalması, yetersiz iskelet desteği, Lockwood bağının gerilmesi, yumuşak dokuları uygun yerlerinde tutmayı başaramadığından, göz altı yağ dokuları öne doğru fıtıklaşarak göz altı torbalanmasına neden olmaktadır. Ek olarak, derin yanak yağ bölmelerinin hacim kaybı ve aşağı sarkması alt göz kapağında aşırı çekişe izin vererek skleral görünüme yol açar. Alt göz kapağının sarkması özellikle erkeklerde görülür. Göz altı torbalanması dışında göz altında olukların oluşmasına neden olmaktadır (ağlama oluğu, palpebral oluk). Göz altında SOOF yağ dokusunun prolapsusu, orbital destekleyici yapıların zayıflaması ve yetersiz lenfatik dolaşım göz altlarında aşırı ödem neden olmaktadır. Ödem, göz altı torbalanmasına katkıda bulunmaktadır.
Göz çevresinde yaşlanma sürecinin estetik değerlendirilmesinde 3 özelliğe bakılmaktadır.
-
Dermatochalasis; üst göz kapağında normalden fazla derinin varlığıdır. Orta yaşlılarda gözlenir. Fazla deri, gözler kapalı iken ölçülebilir. Blepharochalasis, dermatochalasis'ten farklıdır. Bu, göz kapaklarında epizotik ödem ve eritemdir. Genç kadınlarda gözlenir ve erken yaşta göz kapaklarında gevşeklik ve kırışıklığa neden olmaktadır.
-
Göz kapakları derisinin elastikiyeti; göz kapağı aşağı çekildiğinde hızla eski haline gelmelidir. Buna snap testi denilmektedir. Göz çevresi derisinin elastikiyetini göstermektedir. Alt göz kapağı aşağı çekildiğinde, göz kapağı ile gözün irisinin alt kenarı (limbus) arasında 7 mm kadar açıklık oluşmalıdır. Buna "distraction test" denilmektedir.
-
Göz çevresi yağ dokusunun alt ve üstte fıtıklaşması; bunun için göz kapalı iken göz küresi üzerine basınç uygulanır. Eğer üst ve alt göz kapaklarında bu basınç ile şişmeler gözlenirse, bu yağ dokusunun fıtıklaşmasına ve göz torbalanmalarına ait olabilir. Bu, festoons (cheek bags, malar bags) denilen yanak torbalanması ile karıştırılmamalıdır. Bu, göz altlarında olmaktadır ve göz çevresi kaslarının zayıflaması ile yağ dokusunun alt göz kapaklarının daha altında yanaklara doğru fıtıklaşması yani torbalanması ile ortaya çıkmaktadır.
Göz Çevresi Kaz Ayağı Kırışıklıkları (Crow's Feet)
Kaz ayağı çizgileri göz dış köşesinde oluşur. Bu kırışıklıklar çoğunlukla gülümserken "orbicularis oculi" kasının göz dış kısımlarının tekrarlayan kasılması sonucu oluşmaktadır. Kaz ayağı çizgilerinin belirginliği cildin dermal incelmesi ve yağ doku kaybı ile artar. Bu kırışıklıklar sıklıkla göz dış kısmında kaşa ve yanaklara kadar uzanan bir yelpaze deseni sergilemektedir. Bunlar ince kırışıklıklardır. En belirgin oldukları alan göz dış köşesinde yerleşenleridir ve bunlara şekillerinden dolayı kaz ayakları kırışıklıkları denilmektedir. Göz köşelerinde gelişen kaz ayakları çizgileri, yüzümüzdeki diğer kırışıklıklardan daha erken ortaya çıkmaktadır. Bu alanda derinin ince olması ve deri altı destek dokularından yağ dokusunun daha az olması bunun nedenleri arasındadır. Bu çizgilerin en sık nedenleri arasında gözlerin çok kısılması ve mimiklerin kullanılması ile ilgili olduğu düşünülmektedir. Özellikle uyku sırasında yan ve yüz üstü yatılması bu kırışıklıkları artırmaktadır. Güneş, bu kırışıklıkların ortaya çıkmasında dış etkenlerin başında gelmektedir. Güneş ışınlarına karşı gözlerin kısılması temel nedenler arasındadır. Özellikle açık tenlilerde ve açık renkli gözleri olanlarda güneş ışınlarına karşı duyarlılık daha fazladır. Ayrıca, güneşin neden olduğu ışık hasarı da bu kırışıklıklara yol açmaktadır.
Göz Dış Köşesinin Aşağı Düşmesi (Lateral Canthal Bowing)
Göz dış köşesinde bulunan ve göz dışını destekleyen “lateral canthal tendon” adını verdiğimiz bağın gevşemesi ile gelişmektedir. Gözde dış köşenin daha aşağı rotasyonuna neden olmaktadır. Normalde kadınlarda göz dış köşesi hafif daha yukarıdadır. Bu nedenle bu açının düşmesi yüze daha yorgun ve yaşlı bir ifade dışında daha erkeksi bir görüntü vermektedir.
Kaş ve Kirpiklerde Yaşlanma ile Değişimler
Kirpik ve kaşlarda yaşlanma sürecinde uzunluk, kalınlık ve renklerde değişiklikler olmaktadır. Yaşlanma süreci kirpiklerin yoğunluğunu, hacmini ve pigmentasyonunu etkileyebilmektedir. Yaşla birlikte kaşlar da bu yönde etkilenmekte olup, erkeklerde kaşların özellikle orta ve iç kısımlarında daha kalın ve uzun kaş kılları ortaya çıkabilmektedir.
Gözyaşı Oluğu (Tear Trough Deformity) Gelişimi
Gözyaşı oluğu genellikle göz altı ile üst iç yanak arasında oluşmakta, göz iç kısmından başlayarak dışarı yanağa doğru orta hatta kadar uzanmaktadır. Bunun bittiği noktada ise palpebralar katlantısı dışa doğru devam etmektedir. Bu alan, orbicularis kasının alttaki kemiğe sıkıca bağlandığı nazojugal oluğun iç kısmına uymaktadır. Gözü çevreleyen orbicularis oculi kası, göz altı kemiği hizasında ikiye ayrılmaktadır: göz kapağı ve göz alanı kası olarak. Bu ayrıma noktasında orbital rim ligamenti ismini verdiğimiz bağ bulunmaktadır. Alt göz kapağı-yanak birleşiminde yer alan gözyaşı oluklarının yaşla birlikte daha belirgin hale gelmesi, esas olarak yumuşak dokunun azalması, yağ atrofisi ve aşağı yer değiştirmesinden kaynaklanır. Gözyaşı oluğunun alttaki kas ve kemik anatomik değişimleri, periorbital yağ dokusunun azalması (özellikle SOOF) ile ortaya çıktığı düşünülmektedir. Yaşlanmayla birlikte orta yüz hacminin kaybı, gözyaşı oluğunun şiddetini artırmaktadır. Yanaklardaki iç-medial yanak yağının azalması, zigomatik-kutanöz ve orbitomalar tutucu bağların zayıflamasıyla birlikte aşağı içe doğru yer değiştirme, cildi aşağı çekerek gözyaşı oluğunun görünümünü kötüleştirir.
Nazolabial Kıvrımlar
Nazolabial kıvrımlar, gülümseme sırasında dudağı ve ağız köşesini yukarı kaldıran levator mimik kasların kasılması ile oluşmaktadır. Bu katlatının hemen altında nazolabial yağ yastığı bulunmakta(malar yağ yastığının bu kısımdaki bölümü). Maksilla ve mandibula kemikleri yaşlanma sürecinde daha geride konulandıkça ve/veya derin medial yanak yağ dokusu atrofiye uğradığında bu alanda destek dokular kaybolmakta. Nazolabial yağ yastığı içindeki fasyal septaların destek kaybı katlantıyı daha da kötüleşebilir. Nazolabial kıvrımların artan şiddeti, orta yüz hacim kaybıyla da ilişkilidi. Hafif bir kırışıklıktan ciddi bir katlanıya kadar ortaya çıkmaktadır.
Burunda Yaşlanma ile Değişimler
Burunda destekleyici yapılarının zayıflaması, yaş ilerledikçe burun ucunun sarkmasına, daha belirginleşmesine ve burun ucunun uzamasına neden olabilir. Burun ucunun düşmesi, pitozisi ile ilişkili kemiksel değişiklikler arasında, alar tabanının üste doğru yeniden konumlandırılmasına neden olan piriform fossanın gerilemesi ve nazolabial açının daralmasına neden olan üstte maksillanın yeniden konumlanması rol oynamaktadır. Burun ucu pitozisi ayrıca, alt lateral kıkırdakların (alar kıkırdaklar) düzleşmesi ve bu kıkırdakları üst lateral kıkırdaklardan ayıran interdomal bağların ve lifli bağlantıların zayıflaması nedeniyle de oluşmaktadır. Ek olarak, aktif bir depresör septi nasi kası sarkmayı daha da artırabilir. Burun ucu pitozisi, burun ucunun uzamasına neden olur ve burun sırtında kambur veya supratip septum belirginliği yanılsaması yaratabilir. Bazı bireylerde, yağ bezlerinin yoğunluğunun artması ve özellikle erkeklerde belirgin olan burun kıkırdağının kalınlaşması sonucu burun ucu daha dolgun bir görünüm alabilir. Diğerlerinde ise cilt ve deri altı dokular incelebilir; bunun sonucunda burun kıkırdağı ve kemiği daha belirgin hale gelir ve iskeletimsiz görünebilir.
Yanaklarda Yaşlanma ile Değişimler
Orta yüzde, esteteik olarak kabul edilen ogee eğrisi düzleştikçe yanak projeksiyonunu kaybeder ve submalar bölgesi giderek daha fazla içbükey hale gelir. Bu düzleşmeye katkıda bulunan başlıca kemiksel değişiklikler arasında, özellikle kadınlarda belirgin olan maksiller açı ve yükseklikte azalma ile yörüngenin alt kenarının gerilemesi yer alır. Diş kaybı ve çene kemiğinin lateral bölgelerindeki dentoalveolar gerileme, orta ve alt yanaktaki artan içbükeyliğe daha fazla katkıda bulunur. Ancak, orta yüz yaşlanmasının birincil belirleyicisi, derin yağ yastıkçıklarının azalmaı ve bunu izleyen üstteki yüzeysel yağ yastıkçıklarının aşağıya doğru kaymasıdır. Özellikle, derin medial ve bukkal yağ yastıkçıkları azaldıkça yüzeysel medial yanak yağı aşağı ve içeri doğru inmektedir. Ek olarak, yüzeysel lateral temporal yağ yastıkçıklarının sönmesi, lateral yanak atrofisine katkıda bulunur. Orbicularis ve zigomatik bağlar gibi yüzün tutucu bağlarının ve/veya yüzeysel muskuloaponörotik sistem bağlantılarının zayıflaması da bu yağ azalmasına katkıda bulunabilir. Orta yüz yağ pedlerindeki bu değişiklikler yanakların projeksiyonunun azalmasına ve sarkık bir görünüme sahip olmasına neden olur.
Ogee eğrisi, yüzde belli açıdan bakıldığında görülebilen S şekline benzer, yüzün dışbükeylik ve içbükeylik çizgilerinin birleşimidir. Eğri, kaşın dış kısmından başlar, göz dış köşesine inerek hafif bir içbükeylik oluşturur sonra üst yanaktan devam ederek yumuşak ancak belirgin bir dışbükeylik yaparak ağıza doğru hafif içbükeylik oluşturrarak devam etmektedir. Yüze estetik olarak istenen dolgun ve çukur bir görünüm verir. Yaşlandıkça bu eğri kaybolabilir.
Kulak ve Kulak Ön Kısmında Çizgiler(Preauricular Lines)
Kulaklar özelikle kulak memesi yaşlanma sürecinde uzamakta. Kulak ön kısmında dik uzanan 2 yada 3 çizgi görülebilmektedir.
Yüzün alt bölgesinde yaşlanma ile gelişebilen estetik problemler; ağız, dudaklar, çene, çene hattı ve çene altı
Dudaklarda Yaşlanma Belirtileri
Yaşlanırken dudaklar düzleşip geriye doğru çekilirken, dudaklar uzamakta, dudakların vermilyon sınırı silikleşmekte ve daha az belirgin hale gelmekte, dudakların doğal volüm alanları (dudak tuberkülleri) genişleyerek silinmekte, ağız çevresinde perioral kırışıklıklar ve ağız köşesinde kıvrımlar oluşmaktadır. Yaşlanma sürecinde bu olumsuzluklar, ağzı ve çevre dokuların bölgesel tanımının silinmesi, şeklinin bozulması ve dolgunluğunun azalması anlamına gelmektedir. Ağızı çevreleyen orbicularis oris kasındaki değişiklikler bu bölgeyi etkileyen en önemli faktörü temsil eder. Gençlikte, bu kas ince bir bağ dokusu tabakasıyla çevrili iyi tanımlanmış demetlere sahiptir; ancak yaşla birlikte kas incelir ve zayıflar, bağ dokusu kalınlaşır. Bu değişiklikler kasın öne doğru eğrisinin azalmasına neden olur ve kasın şekli değiştikçe dudakların altındaki yapısal destek azalır; bu da dudakların geriye ve içe gerilemesine, vermilyon sınırının uzamasına ve incelmesine (üst dudak çıkıntısının kaybolmasına) neden olmaktadır. Ağız çevresinde kemik değişiklikleri, mandibula ve maksilla kemik kütlesinde genel bir azalma ve dentoalveolar geri çekilme bu deformiteleri dramatik bir şekilde artırmaktadır. Bazı çalışmalar bu deformitelerde yüzeysel ve derin yağ dokusunda trofisi ve/veya yeniden konumlanmanın rolü üzerinde durmaktadır. Örneğin, suborbicularis yağının atrofisi dudakta vermilyon sınırını azaltır, dudağın derin yağ dokularının atrofisi dudaklarda volüm kaybı ve düzleşmeye neden olmaktadır.
Dudaklarda Kırışıklıklar ve Çizgilenmeler
Dudaklarda dik çizgiler (barkod çizgileri, ruj sızma çizgileri, smoking line) gelişmektedir. Dikey dudak çizgileri orbicularis oris kasının kasılma yönüne dik olarak ciltte gelişen kırışıklıklardır ve üst dudağın kırmızı sınırından yukarıya veya alt dudağın altına doğru yayılır. Bu çizgiler genellikle dudakların tekrarlayan büzülmesine yanıt olarak gelişir. Tekrarlayan büzülme mimiklere, üflemeli bir müzik enstrümanının kullanılmasına ve sigara içilmesine bağlı olarak gelişmektedir. Bu çizgiler dudaklarda deride dermisin atrofisine, ağız çevresi kasların uzamasına ve güçlerini kaybetmesine bağlıdır. Üst dudakta yatay çizgilenme (horizontal upper lip line) gelişmektedir. Sıklıkla burnun hemen altında filtrumda ve tek bir tane olarak görülmektedir. Levator labii superioris ve depressor septi nasi kaslarının kasılmasına bağlı gelişmektedir.
Ağız Köşesinin Sarkması ve Çizgiler (Commissural Lines, Labiomandibular kıvrım yada Marionette Lines)
Perioral bölgedeki diğer belirgin yaşlanma belirtileri arasında ağzın köşesinin sarkması, oral komissürlerin sarkması ve marionette çizgileri olarak da bilinen labiomandibular kıvrımların oluşumu yer alır. Çene bölgesindeki hacim kaybının yarattığı boşluklara ağız komissürleri sarktıkça ve labiomandibular kıvrımlar yaşla birlikte daha belirgin hale geldikçe bunlar belirginleşmektedir. Bu görünüm kişiye daha üzgün bir ifade vermektedir. Bu özelliklerin her ikisi de depressor anguli oris ve platysma kaslarının hiperaktivitesinden kaynaklanır. Labiomandibular kıvrımlar, bukkal yağın alt masseter'in ön sınırını örtmesiyle yanak desteğinin kaybı ve gıdı yağının aşağı doğru çekilmesiyle daha da kötüleşebilir.
Jowl deformitesi ve Pre-Jowl Çöküntü
Labiomandibular kıvrımların devamında çene kemiği üzerinde cilt ve deri altı yağ dokusunun birikmesinden kaynaklanan jowl deformitesi gelişmekte ve bu zamanla çene kemiği alt sınırına taşmaktadır. Bu yumuşak doku birikimi mandibular ligament tarafından sınırlandırılmakta ve yağ dokusunun daha fazla önde toplanması engellenmektedir. Bu engellenme noktasında hafif içeriye doğru bir girinti oluşmakta, buna pre-jowl depresyonu, çökmesi denilmektedir.
Çene Yaşlanma Belirtileri
Çene bölgesi, yüksekliği, genişliği ve çıkıntısı olan üç boyutlu yapısı ile yaşlanma sürecinden etkilenmektedir. Çene yaşlanmasının başlıca belirtileri arasında çenenin şekli ve çıkıntısındaki değişiklikler yer alır. Kadınlarda çene çıkıntısı azalır, çünkü çene kemiği yaşlanma ile kafatasına doğru aşağı ve arkaya doğru dönmektedir. Erkeklerde ise çene çıkıntısı artar, çünkü alt çeneleri daha fazla öne doğru döner. Öngörülebilir şekilde alt çenenin geri çekilmesi çene oluklarının oluşmasına ve çenenin ön tarafındaki girintilerin belirginleşmesine neden olmaktadır. Bu bölgedeki yağ dokusundaki kayıplar çene altındaki çene sulkuslarının belirginliğini artırabilir ve çene pitozuna katkıda bulunabilir. Çene bölgesindeki diğer değişiklikler arasında, mentalis kasının tekrarlayan hareketleri kas-deri bağlantılarından kaynaklanan peau d'orange (portakal kabuğu benzeri çukurlanmalar) cilt çıkıntılarına neden olmaktadır.
Çene yağ pedinin pitozisi, sarkması çenenin düzleşmesine ve submental çizgilenmenin artmasına neden olmaktadır. Buna "Cadı Çenesi Deformitesi (Witch's Chin Deformity - Ptotic Chin)" denilmektedir. Yaşla birlikte gıdı bölgesindeki yağ daha belirgin hale geldikçe çene hattı belirginliğini kaybeder ve servikomental açı veya boynun dikey kısmı ile submandibular bölgenin transvers kısmının kırılma noktası artar. Çene hattı belirginliğinin kaybına katkıda bulunan başlıca kemiksel değişiklik mandibula gerilemesidir.
Yüzün alt komşuluğu nedeni ile boyun yaşlanam belirtileride önemlidir. Boyunda yaşlanma sürecinde platysmal bantlar, yatay kırışıklıklar oluşurken cervicomental açı kaybolmaktadır. Bazı kişilerde yaşlanma sürecinde çene altı tükrük bezleri(Submandibular Gland) belirgin hale gelmektedir.