- Gösterim: 59
Onikoliz; tırnak plağının tırnak yatağından, lateral veya proksimal destek dokularından ayrılması olarak tanımlanır. Travma, inflamatuar hastalıklar, enfeksiyöz ajanlar, neoplaziler ve toksik maddeler onikolizin en sık karşılaşılan etiyolojik nedenleri arasındadır. Klinik ve dermoskopik muayenede(onikoskopi) onikolizin morfolojik paternine, tırnak üzerindeki yerleşim alanına ve onikolizisin proksimal sınırının özelliklerine odaklanılarak, altta yatan nedene yönelik isabetli bir ön tanı konulması mümkündür.
Pek çok farklı tırnak hastalığı, klinik pratikte tanıyı güçleştiren ortak semptomlar sergileyebilir. Bu semptomlar arasında en sık karşılaşılanlardan biri onikolizdir. Onikoliz; tırnak plağının tırnak yatağından ve/veya çevre destek dokularından ayrılması olarak tanımlanır ve hem el hem de ayak tırnaklarını etkileyebilir. Süreç genellikle tırnağın distal kısmında yer alan, tırnak ünitesinde koruyucu bir bariyer görevi gören ve fizyolojik bir hat olan 'onikodermal bant' bölgesinden başlasa da, tırnak plağının proksimal ve lateral bölümleri de etkilenebilmektedir.

Onikoliz tüm ırklarda görülmekle birlikte kadınlarda belirgin bir sıklığa sahiptir. Onikolizli tırnaklar opaklaşarak sağlıklı tırnağın tipik yarı saydam (pembe-beyaz) görünümünü kaybeder. Hastaların çoğunda onikolize subungual hiperkeratoz(tırnak altı deri kalınlaşması) eşlik etmektedir. Onikolizle birlikte görülen subungual hiperkeratoz , özellikle psoriazis ve onikomikoz ayırıcı tanısında kilit rol oynar. Sadece mekanik travmaya bağlı onikolizlerde hiperkeratoz genellikle daha hafiftir veya hiç yoktur. Onikolizdeki renk değişimleri; ışığın kırılmasına (tırnak plağı altında hava birikimine bağlı gelişen grimsi beyaz renk) veya sekonder bakteriyel/fungal enfeksiyonlara bağlıdır. Onikolizis ile birlikte genellikle Pseudomonas aeruginosa kolonizasyonuna bağlı olarak yeşil/siyah renk değişimine (Green Nail Syndrome) neden olurken genellikle onikomikoz veya psoriaziste sarı/kahverengi renk değişimi olmaktadır. Onikolizis genellikle asemptomatik seyreder, nadiren inflamasyonla ilişkili olduğunda akut başlangıçlı evresinde ağrı ve yanmaya izlenebilir.

Onikoliz, lokal ve sistemik olmak üzere çok sayıda etiyolojik nedenle ortaya çıkmaktadır. Travmatik, inflamatuar, enfeksiyöz, neoplastik ve toksik faktörler en sık bildirilen nedenlerdir. Onikoliz; belirgin bir neden saptanamadığında 'primer', altta yatan spesifik bir nedene bağlı geliştiğinde ise 'sekonder' olarak sınıflandırılmaktadır.
Onikoliz, tırnak plağının tırnak yatağından ayrılma derecesine göre beş evreye ayrılır:
I. Evre: Tırnak plağının tırnak distalinde hiponişyumdan 1-2 mm’lik ayrılması.
II. Evre: Tırnak plağının tırnak distalinden üçte birlik kısmının ayrılması.
III. Evre: Tırnak plağının üçte bir ile üçte iki oranı arasında ayrılması.
IV. Evre: Tırnak plağının proksimalden distal uca kadar ayrılması. Burada onikomadezis tanımı yani tırnağın kökten (matriksten) ayrılması değerlendirilmelidir. Bu evre tam bir tırnak kaybı ile sonuçlanabilir.
V. Evre (Tırnak Yatağının Kaybı): Tırnak yatağının veya hiponişyumun bir kısmının keratinize olması ve parmak derisi gibi dermatoglifik (parmak izi benzeri çizgiler) yapılar geliştirmesi durumudur. Bu evreye ulaşmış bir onikolizde, tırnak plağı yeniden uzasa bile yatağa yapışması çok zordur çünkü tırnak yatağı artık o özelliğini yitirmiştir. Bu durum "kalıcı onikoliz" olarak da adlandırılabilir.
IV. ve V. evrelerde tırnak yatağı biyopsisi gerekebilmektedir. Bu aşamalardaki kronik onikoliz, altta yatan nadir bir tümörü (örneğin; Squamous Cell Carcinoma veya Glomus tümörü) maskeliyor olabilir.
Klinik açıdan faydalı olsa da bu sınıflandırma, onikolizin etiyolojisine dair doğrudan bir tanısal veri sunmamaktadır. Onikoliz tanısı; hastanın anamnezine, etkilenen tırnak sayısına, eşlik eden klinik bulgu ve semptomlara ve en önemlisi onikolitik tırnağın morfolojik özelliklerine dayanır. Etkilenen tırnak sayısı ayırıcı tanıda kritiktir. Örneğin tek tırnak onikolizis genellikle travma veya tümöral (neoplastik) süreçlere bağlanıken çoklu tırnak tutulumu psoriazis gibi inflamatuar hastalıklar, sistemik nedenler veya onikomikoza bağlı olabilir.
Klinik ve dermoskopik muayene ile tanımlanan onikolizin proksimal sınır morfolojisine dayalı tanısal bir yaklaşım kullanılabilir. Onikoliziste proksimal sınırda bu amaçla dört ana morfolojik patern tanımlanmıştır: transvers(enine), lateral(yan), V şeklinde ve dairesel. Bu dörtlü patern onikoskopide "ayırıcı tanı algoritması" oluşturmak için mükemmel bir temeldir.
TRANSVERS ONİKOLİZ
Transvers onikoliz, distal tırnak plağının enine bir bant şeklinde ayrılması olarak tanımlanır. Bu ayrılma, tırnak plağının belirli bir kısmını (parsiyel) veya tümümünü (total) kapsayabilir. Klinik tabloda tek bir tırnak tutulumu görülebileceği gibi, birden fazla tırnak da etkilenebilir. Onikolizin en sık karşılaşılan morfolojik formu olan transvers onikoliz; travma, ellerin/tırnakların kimyasal maruziyeti, ilaçlar, enfeksiyöz ajanlar, inflamatuar süreçler ve sistemik hastalıklar gibi çok çeşitli etiyolojik faktörlere bağlı gelişebilir. Transvers onikoliz, altta yatan nedene bağlı olarak farklı morfolojik varyasyonlarla görülebilmektedir.

Çizgisel, düz enine onikolizis(Lineer transvers onikoliz)
Onikolizin en yaygın şeklidir. Tek trınakta kısmi veya tam onikolizis olabilir veya tüm tırnakları etkileyebilir. Onikolizis proksimalde sınırı düzgün ve doğrusaldır. Onikolizis alanında tırnak yatağı genellikle normaldir. Onikoliz alanı genellikle beyazdır, ancak daha sonra Candida veya bakterilerin ikincil kolonizasyonu nedeniyle kahverengi veya yeşil renge dönüşebilir. Klinik bernzer olsada nedenler oldukça farklıdır:
- Tırnakların distal, serbest kenarlarının alkalilere, organik çözücülere, şekere, tuz çözeltilerine ve ıslak ortama maruz kalması, onikodermal bantta hasara neden olarak doğrusal enine onikolize yol açar; paronişi(tırnak çevre dokuların inflamasyonu; dolama) bu kimyasal onikolizi daha da karmaşık hale getirebilir.
- Mesleki veya boş zaman aktivitelerinden kaynaklanan, tekrarlayan mekanik travmalar tırnağın distal kısmına ve parmak ucuna etki etmesi durumunda, çizgisel enine onikolizin bir diğer yaygın nedenidir. Travma kuvvetleri, tırnağın yan kıvrımlarından ziyade merkezi bölgesine daha fazla etki eder. Onikolizise ek olarak onikodermal bandın proksimalinde lökonişi ve kapiller dilatasyon meydana gelebilir ve şiddetli travmalarda splinter hemorajiye(kıymık kanaması) neden olabilir.
- Ayak tırnaklarında, yürüyüş anomalileri, uzun ayak tırnakları ve uygunsuz ayakkabılar, genellikle bilateral ve simetrik olan travmatik lineer transvers onikoliz ile ilişkilidir; tırnaklar beyaz veya sarımsı (tırnak kalınlaşması nedeniyle) bir renk gösterir ve dermoskopide onikolizin proksimal kenarı keskin ve çizgiseldir.
- Uzun tırnaklarda veya protez tırnaklarda 'kaldıraç etkisi' sonucu gelişen mekanik travma onikolize neden olabilmektedir. Tabloya sıklıkla subungual hiperkeratoz eşlik eder ve splinter hemorajiler (kıymık benzeri kanamalar) nadir değildir. Protez tıınaklarda ve tırnak kozmetiğinde kullanılan akrilatlara veya diğer ürünlere karşı gelişen alerjik kontakt dermatit ve paronişi gibi diğer komplikasyonlar; onikolizise ek olarak splinter hemorajiler, kütikül kaybı, pterygium inversus ve psödopsoriazis( yalancı sedef terimi, özellikle protez tırnak uygulamalarındaki kontakt dermatitin sedef hastalığına benzer bir klinik tablo (hiperkeratoz ve onikoliz) oluşturmasını ifade eder) gibi ek klinik belirtilere yol açabilir. Bu tür vakalarda dermoskopi, onikolitik sınırın tamamen doğrusal olmadığını; aksine ince çentikli ve hafif eritematöz bir yapıda olduğunu gösterebilir. Bu bulgular basit bir travmadan çok altta yatan bir "enflamatuar/alerjik" bileşenin (örneğin akrilat reaksiyonu) varlığına işaret etmektedir.
- Geç evre retronişide lineer transvers onikoliz gelişmektedir. Tırnağın büyümesinin durması proksimal paronişi ile ilişkilidir. En yaygın tetikleyici faktör olan travma, tırnak plağının diziliminde bozulmaya yol açar; bu durum ise retronişinin kronikleşmesinde ve devamlılığında kritik bir rol oynayan distal onikolizi kolaylaştırır.

- Lineer transvers onikoliz tırnakların çoğunu etkilediğinde, sistemik bir nedenden şüphelenilmelidir. Tek tırnak tutulumu genellikle travma veya lokal nedenlere işaret ederken, özellikle tüm el ve ayak tırnaklarında onikolizis mutlaka sistemik hastalıkları (tiroid bozuklukları, demir eksikliği vb.) veya ilaç kullanımını düşündürmelidir. İlaçlar, inflamatuar veya henüz tam olarak aydınlatılamamış mekanizmalar yoluyla bu paterne yol açabilmektedir. Özellikle kemoterapötikler (taxane grubu), retinoidler ve bazı antibiyotikler (tetrasiklinler) bu tabloya neden olabilir. Ayrıca onikoliz; ağrının yanı sıra paronişi, piyojenik granülom, subungual hemoraji ve süperenfeksiyon gibi bir dizi klinik tablo ile birlikte seyredebilir. Fototoksik reaksiyonlarda önemli bir faktör olabilir. Bazı ilaçlar (örneğin doksisiklin) kullanıldığında, tırnak plağından geçen UV ışınları tırnak yatağında fototoksik bir reaksiyona ve dolayısıyla onikolize yol açar. Bu durumda genellikle tırnağın merkezi kısmında yarım ay şeklinde veya lineer bir ayrılma görülür. Lineer transvers onikoliz ile ilişkili sistemik durumlar arasında lupus eritematozus, amiloidoz ve multipl miyelom, pellagra, anemi, pemfigus vulgaris, porfiria kutanea tarda ve akciğer karsinomu yer almaktadır. Tiroid hastalığı nadiren Plummer tırnakları şeklinde onikoliz ile ortaya çıkabilir. Son olarak, gebelik sırasında lineer transvers onikoliz vakaları bildirilmiştir.

Rollercoaster benzeri enine onikoliz
Bu durum sıklıkla; agresif manikür uygulamalarında olduğu gibi, tırnak plağı altında keskin aletlerle yapılan manipülasyonlar sonucu oluşan mekanik travmadan kaynaklanır. Klinik tabloya kütikül kaybı (tırnak etlerinin yokluğu), Beau çizgileri, lamellar onikoşizi (tırnak katmanlarının ayrılması) ve paronişi gibi ek belirtiler de eşlik edebilir. Agresif manikürde sadece tırnak plağı yatağından ayrılmaz (onikoliz), aynı zamanda tırnak plağının kendi katmanları da ayrılır (lamellar onikoşizi) ve tırnak matrisi hasar gördüğü için geçici büyüme duraklamaları (Beau çizgileri) oluşur. BDermoskopik incelemede, düz kenarlı transvers onikoliz ve tırnak yan kıvrımlarında (lateral) belirgin ayrışma izlenir. Genellikle sürecin başlangıç aşamalarında subungual hiperkeratoz görülmez; ancak tablo kronikleştikçe bu bulgu sürece eklenebilmektedir.

Fibriler(çizgisel) transvers onikoliz
Fibriler(çizgisel) transvers onikoliz; transvers onikolitik hat boyunca tırnak plağında izlenen, düzenli genişlikte ve eşit aralıklarla yerleşmiş çok sayıda ince, paralel çizgi ile karakterize edilir. Bu fibrillerin, tırnak plağının yatağa tutunmasını sağlayan "longitudinal epidermal sırtların" (longitudinal epidermal ridges) mekanik stresle bozulması sonucu oluştuğu düşünülmektedir. Dermoskopi, bu spesifik paternin klinik olarak tanımlanmasında ve diğer transvers formlardan ayırt edilmesinde kritik bir rol oynar. Bu tabloda subungual hiperkeratoz genellikle izlenmez. Fibriler transvers onikoliz, sıklıkla en uzun ayak parmağında (genellikle birinci veya ikinci parmak) görülür; temel etiyolojik faktörün, ayakkabı basısı gibi nedenlerle ortaya çıkan tekrarlayan mikrotravmalar olduğu düşünülmektedir. Özellikle "Morton parmağı" (ikinci parmağın birinciden uzun olması) gibi anatomik varyasyonlarda, bu onikoliz paterni o parmakta daha sık görülmektedir.

Tırtıklı transvers onikoliz(jagged transverse onycholysis)
Bu patern; tırnağın proksimal kıvrımına doğru uzanan keskin yapılar, 'diken' veya 'ok ucu' benzeri projeksiyonlar ve uzunlamasına çizgilerle karakterize edilen tırtıklı bir proksimal sınıra sahiptir. Bu yapılar; beyaz, sarı veya kahverengiye kadar değişen farklı genişlik ve renklerde görülebilir. Bu morfoloji; uzunlamasına oluklanma ve çatlama (fissür) gösteren onikorreksis ve trakonişi tablolarıyla karıştırılabilir. Ancak onikorreksis ve trakonişideki bu yapılar tırnak plağının altında yer almaz ve baskın olarak tırnağın proksimalinden distaline doğru uzanım gösterir. Tırtıklı onikolizde hasar tırnak yatağı ile plak arasındayken, onikorreksiste hasar doğrudan tırnak plağının yüzeyindedir. Tırtıklı transvers patern; mantar invazyonunun hiponişyumdan proksimal tırnağa doğru, direncin en düşük olduğu yolları izleyerek ilerlediğini gösteren distolateral subungual onikomikozun karakteristik bir bulgusudur. Onikomikozun bu makalede tartışılan diğer onikoliz paternlerini de taklit edebileceği veya aynı tırnakta farklı paternlerin eş zamanlı görülebileceği unutulmamalıdır. Ayrıca, onikoliz sonucu oluşan boşluğun mantar ve küf kolonizasyonu için uygun bir ortam sağladığı göz önünde bulundurulmalıdır. Onikomikoz ile onikoliz arasındaki "hangisi önce başladı?" sorusuna (tavuk-yumurta ilişkisi) değinmeniz çok yerinde. Literatürde buna "sekonder onikomikoz" denir; yani önce travmatik bir onikoliz oluşur, ardından boşluğa mantar yerleşir. Tanı kısmında, tırtıklı sınırdan alınan materyalle yapılacak bir KOH (potasyum hidroksit) incelemesinin veya fungal kültürün önemini belirten bir cümle eklemek algoritmanızı tamamlayacaktır.
Tırtıklı bir sınır gördüğünüzde renk de önemlidir.
- Beyaz/Sarı tırtıklar: Genellikle dermatofitler (T. rubrum).
- Kahverengi/Siyah tırtıklar: Genellikle küf mantarları veya melanin üreten mantarlar.

Proksimal eritem kenarlı transvers onikoliz
Bu patern tipik olarak; proksimal sınırı kırmızımsı ile sarı-turuncu renkte izlenen( sarı-turuncu kenar "yağ damlası" (oil drop sign) veya "somon lekesi" (salmon patch) olarak bilinen ve psoriazis (sedef hastalığı) için patognomonik (tanı koydurucu) kabul edilen bulgudur), doğrusal veya hafifçe girintili bir onikolitik bant ile karakterizedir. Bu renk değişikliği; tırnak yatağındaki kapiller genişleme (vazodilatasyon), lenfositik ve nötrofilik infiltrasyon ile parakeratotik hücre birikiminden kaynaklanan aktif inflamasyonun bir sonucudur. Gelişen subungual parakeratoz ve skuamöz dökülme, tırnak plağının tırnak yatağına tutunmasını (adezyonunu) engelleyerek onikolize zemin hazırlar.
Distal onikolitik alan; tırnağın lateral bölgelerinde daha belirgindir ve onikomikozda izlenen sarımsı beyaz renkten farklı olarak gümüşi beyaz bir görünüme sahiptir. Frontal dermoskopi (serbest kenardan dermoskop ile bakış), tırnak plağı altında hiperkeratoz ve beyaz skuam birikimini net bir şekilde ortaya koyar; bu skuamlar, el tırnaklarına oranla ayak tırnaklarında plağa daha sıkı tutunma eğilimindedir. Subungual hiperkeratoz tipik olarak gümüşi beyazdır, ancak sekonder enfeksiyon gelişmesi durumunda renk değişikliği gözlenebilir. Ayrıca, genişlemiş ve kıvrımlı kapillerleri temsil eden hiponişiyal kırmızı noktalar sıklıkla görülür ve bu bulgu hastalığın şiddetiyle doğrudan ilişkilidir. Tekrarlayan travma ve irritasyon, Koebner fenomeni nedeniyle onikolitik alanın genişlemesine yol açabilir.
Proksimal eritemli kenarlı transvers onikoliz, tırnak psoriazisinin karakteristik bir formudur; sıklıkla somon lekeleri (yağ damlası), pitting (yüksük tırnak), subungual hiperkeratoz ve splinter hemorajiler ile birliktelik gösterir. Nadir durumlarda onikoliz sınırı oldukça girintili çıkıntılı bir hal alarak onikomikoz ile ayırıcı tanıda güçlük yaratabilir; her iki tablonun eş zamanlı bulunması ise tanıyı daha karmaşık hale getirir.
Tırnak 'psödopsoriazis' formlarının bazıları da proksimal eritemli kenarlı transvers onikoliz paterni sergileyebilir. Sık tekrarlanan kozmetik işlemler, akrilat/porselen tırnak kullanımı veya onikodermal bant üzerindeki kronik travmaya bağlı gelişen inflamasyon ve kapiller dilatasyon bu duruma örnek gösterilebilir.

"Yan Onikoliz" başlığı altında paylaştığınız metin, özellikle biyomekanik bozuklukların tırnak üzerindeki etkisini (AGNUS sendromu gibi) çok spesifik bir düzeyde ele alıyor. Metni akademik Türkçeye uyarlarken "yanal" yerine tıbbi literatürde daha yaygın olan "lateral" terimini kullandım ve anatomik tanımlamaları rafine ettim.
LATERAL ONİKOLİZ
Lateral onikoliz bir veya her iki tırnak yan kıvrımından başlar ve tırnağın merkezine doğru ilerleme gösterir. Lateral onikolizin tipik bir örneği; 'Asimetrik Yürüyüş Tırnak Ünitesi Sendromu'dur (AGNUS). Bu tablo; düz tabanlık (pes planus), uygunsuz ayakkabı seçimi veya halluks valgus/halluks ekstansus gibi anatomik anomaliler nedeniyle, birinci veya dominant ayak parmağının yan kısımlarına binen tekrarlayan yürüme travmalarından kaynaklanır. Tırnak tutulumu tek taraflı veya çift taraflı olabilir; ancak genellikle simetrik bir seyir izler. AGNUS'ta lateral onikolize; tırnak yatağı keratozu, tırnak plağı yüzey anormallikleri ve hemoraji (kanama) alanları eşlik edebilir. Dermoskopik incelemede onikolitik bant, lateral tırnağı kapsayan düzgün (regular) bir proksimal sınıra sahiptir. AGNUS'taki lateral onikolizin düzgün bir proksimal sınıra sahip olması, onu mantardan ayıran en temel onikoskopik farktır. Bildiğiniz üzere onikomikozda proksimal sınır genellikle tırtıklı veya "diken" benzeri projeksiyonlar içerir.Tırnak plağı başlangıçta beyazımsı görünse de kronik vakalarda renk koyulaşabilmektedir. Renk koyulaşması, genellikle ayrılan tırnak plağı altına sızan kir, bakteriyel kolonizasyon (örneğin Pseudomonas) veya tekrarlayan travmaya bağlı gelişen subungual kanamanın kurumasıyla ilişkilidir.

Lateral onikoliz sıklıkla distal ve yerleşimli subungual onikomikozda görülmektedir. Bu nedenle ayırıcı tanıda AGNUS sendromu ile karıştırılabilir. Eğer distal onikolitik plak; subungual hiperkeratoz ve sarı-turuncu renkte skuam (pullanma) sergiliyorsa öncelikle onikomikozdan şüphelenilmelidir. Hiperkeratotik skuamlar gümüşi beyaz renkte ise tırnak psoriazisi (sedef hastalığı) olasılığı değerlendirilmelidir. Bu spesifik bulguların eksikliğinde, tek başına izlenen lateral onikoliz varlığı ise yüksek olasılıkla mekanik bir etiyolojiye işaret eder. Lateral onikolizde renk ayrımı altın standarttır; sarı-turuncu renk mantar enfeksiyonunda keratinin yıkımı ve fungal elemanların varlığına bağlıdır. Gümüşi beyaz renk psoriazis'teki parakeratoz ve hava birikimiyle karakterizedir. Lateral onikomikozda onikolitik sınır dermoskopide genellikle "tırtıklı" iken, mekanik nedenlerde (AGNUS gibi) sınır genellikle daha "doğrusal ve keskindir". Hiperkeratoz veya renk değişimi olmayan temiz bir lateral onikolizis tırnağa kronik travmasına bağlıdır. Ayrıca lateral onikoliz hastada ağrı veya lateral tırnak kıvrımında kızarıklıkla (paronişi) birlikteyse, bu durum genellikle mekanik bir baskının tırnağı doku içine ittiğini ve sürece bakteriyel bir komponentin eklendiğini gösterir.

Tek başına (izole) izlenen lateral onikoliz, bir tırnak tümörünün ilk klinik belirtisi olabilir. Tümör büyümesinin çevre dokulara uyguladığı mekanik basınç, zamanla boyutu ve şekli değişebilen bir lateral onikolize yol açar. Bu tabloya ağrı ve diğer sübjektif semptomlar eşlik edebilir. Tümöral nedenli lateral onikolizde onikolitik sınır; düzensiz, girintili çıkıntılı olabilir ve çeşitli renk değişimleri sergileyebilir. Diğer eşlik eden özellikler, spesifik tümörlerin teşhisinde anahtar rol oynar. Özellikle tırnak plağı, serbest kenar ve hiponişyumun dermoskopik incelemesi; onikopapillom, onikomatrikoma, fibrokeratom, viral siğil (verruka) ve ekzostoz gibi tırnak tümörlerini kolayca tanımaya olanak sağlar. Onikopapillomda onikoliz genellikle tırnak plağının distal ucunda V şeklinde bir ayrılma ve buna eşlik eden boylamsal bir eritronişi (kırmızı çizgi) ile karakterizedir. Onikomatrikomada onikolize ek olarak tırnak plağında küçük delikler (bal peteği görünümü) ve plağın kalınlaşması (ksantonişi) izlenir. Subungual ekzostoz(tırnağın altındaki kemik büyümesi (genellikle başparmakta)) tırnağı yukarı iterek lateral onikoliz oluşturur. Dermoskopide tırnak plağının altında kemiksi bir sertlik ve plağın kubbeleşmesi fark edilir.

DİSTAL V ŞEKLİNDE ONİKOLİZ (DİSTAL TERS V ONİKOLİZ)
Onikoliz V harfinin tepe noktasının proksimal kenara (tırnak köküne) doğru yöneldiği, üçgen veya kama benzeri bir morfoloji ile karakterizedir. Bu ayrışma tırnağın merkezinde yer alabileceği gibi lateral (yan) yerleşimli de olabilir. Bazı vakalarda tırnağın serbest kenarında (distal uçta) tırnak plağında bir çentiklenme gözlemlenebilir. V şeklindeki onikolizin tepe noktasından başlayıp tırnak köküne (lunula) kadar uzanan kırmızı bir çizgi (eritronişi) varsa, bu durum tırnak yatağındaki vasküler bir proliferasyonu veya epitelyal bir tümörü (onikopapillom gibi) kuvvetle destekler.
Tek bir tırnakta izlenen distal V şeklinde onikoliz, aksi ispatlanana kadar genellikle bir tırnak ünitesi tümörü ile ilişkilendirilmelidir. V şeklindeki ayrılma, tırnak plağının altındaki kitle nedeniyle tırnak yatağına "tutunamadığı" en derin noktayı temsil eder. Bu tepenin (apeks) işaret ettiği hat boyunca proksimale doğru gidildiğinde, genellikle tümörün orijin aldığı odak bulunur. Tümörün uyguladığı mekanik basınç; tırnak plağında fokal incelmeye, boylamsal eritronişiye (longitudinal erythronychia), splinter hemorajilere ve V şeklinde onikolizle sonuçlanan defektif bir matriks fonksiyonuna yol açar. Onikopapillom bu durumun en tipik örneğidir ve bazen tek klinik bulgu V şeklinde onikoliz olabilir. Ayrıca, tırnak matriksine lokalize glomus tümörleri de V şeklinde onikoliz, eritronişi veya daha nadiren subungual keratoz ile birlikte olabilir.

Tek bir tırnakta izlenen distal V şeklinde onikolizin bir diğer örneği liken striatus'tur. Liken striatusun karakteristiği olan doğrusal deri lezyonları tırnak ünitesini de etkileyebilir; bu durum genellikle boylamsal çizgilenme, fissür (çatlama) veya yarılma ve onikoşizi ile ilişkili distal V şeklinde onikoliz şeklinde kendini gösterir. Liken striatus gibi durumlarda tırnak plağının boylamsal olarak ikiye ayrılması (onychorrhexis), plağın distal ucunun yatağa tutunmasını imkansız hale getirerek V şeklindeki bu mekanik ayrışmayı (onikoliz) tetikler.
Eğer birden fazla tırnakta distal V şeklinde onikoliz saptanırsa, öncelikle Darier hastalığı ve liken planus düşünülmelidir. Bu tablolara eşlik edebilecek diğer bulgular arasında tırnak plağında incelme ve fragmantasyon, distal serbest kenarda çentiklenme (notching), subungual hiperkeratoz ve splinter hemorajiler yer alabilir. Darier hastalığında V şeklindeki onikoliz genellikle çok karakteristiktir. Tırnak plağı boyunca uzanan kırmızı ve beyaz boylamsal bantlar (longitudinal erythronychia ve leukonychia) serbest kenarda V şeklinde bir çentiklenme ile sonlanır. Bu üçlü bulgu Darier için neredeyse tanısaldır. Liken planusta görülen V şeklindeki onikoliz ve tırnak plağı incelmesi, hastalığın tırnak matriksini kalıcı olarak tahrip edebileceğinin (pterygium oluşumu) habercisi olabilir. Bu yüzden "V" morfolojisi burada erken müdahale için bir uyarıdır.
DAİRESEL ONİKOLİZ (OVAL VEYA YUVARLAK ONİKOLİZ)
Tırnak yatağının merkez bölgesini etkileyen dairesel onikoliz; tek bir geniş alan veya çok sayıda küçük dairesel odaklar şeklinde ortaya çıkabilir. Fotoonikoliz, bu paternin en tipik örneğidir. Proksimal tırnak kıvrımının kavisli şeklini taklit eden bu onikoliz tipi, genellikle tek tırnakta görülmekle birlikte renk değişiklikleri ile de seyredebilir. Onikolitik sınırlar kırmızımsı-kahverengi pigmentli bir halo ile çevrelenebilir ve tabloya subungual hemoraji eşlik edebilir. Fotoonikolizde tırnağın lateral kenarları tipik olarak korunur. Bunun nedeni, tırnağın yan kısımlarının lateral tırnak kıvrımları tarafından gölgelenmesi ve UV ışınlarına daha az maruz kalmasıdır.
Kemoterapötik ajanların neden olduğu vasküler hasar ve kanama; tırnak yatağının merkezinde çok sayıda hemorajik bül (kabarcık) oluşumuna ve takiben onikolize yol açabilir.
Benzer şekilde, tırnak yatağının akut püstüler psoriazisi de merkezi bölgede çok sayıda onikoliz adacığı oluşturabilmektedir.
Son olarak, COVID-19 hastalarında muhtemelen lokalize mikrovasküler hasara bağlı olarak; çevresi eritem ve renk değişikliğiyle kuşatılmış yuvarlak onikoliz alanları tanımlanmıştır.
Önemli bir tanısal ayrım olarak; dairesel onikoliz genellikle dışsal mekanik travmalar veya onikomikoz gibi primer enfeksiyöz süreçlerle ilişkili değildir. Bu paternin mekanik travma veya mantarla ilişkili olmaması, ayırıcı tanıda klinisyenin işini çok kolaylaştırır. Eğer onikoliz "bir ada gibi" merkezde duruyorsa, sorun ya kan dolaşımındadır (vaskülit, kemoterapi) ya da tırnak plağından sızan ışığın (fotosentisizer ilaçlar + UV) tırnak yatağında yaptığı kimyasal hasardadır. Dairesel bir onikolizle karşılaştığınızda hastaya mutlaka son 3 ay içinde yeni bir ilaca (özellikle antibiyotik veya kemoterapi) başlayıp başlamadığını ve güneş maruziyetini sormanız, sizi doğrudan tanıya götürecektir.

Aşağıdaki tablo, onikolizin proksimal sınırının şekline ve eşlik eden klinik bulgulara göre olası tanıları sınıflandırmaktadır.
| Morfolojik Patern | Proksimal Sınır Özelliği | En Olası Etiyoloji | Ayırıcı Tanı İpuçları |
| Lineer Transvers | Düz, doğrusal hat | Mekanik Travma / Kozmetik | Agresif manikür, kütikül kaybı, Beau çizgileri. |
| Fibriler Transvers | İnce, paralel fırçamsı çizgiler | Tekrarlayan Mikrotravma | Özellikle en uzun ayak parmağında; ayakkabı basısı. |
| Tırtıklı Transvers | "Diken" (Spicule) veya aurora borealis | Onikomikoz (Mantar) | Sarı-kahverengi renk, proksimale ilerleyen istila. |
| Eritemli Transvers | Kırmızı/Turuncu halo (Yağ damlası) | Tırnak Psoriazisi | Somon lekesi, pitting, gümüşi beyaz pullanma. |
| Lateral (Yan) | Düzgün, yan kıvrımdan başlayan | AGNUS Sendromu | Biyomekanik bozukluklar (Halluks valgus, düz tabanlık). |
| Lateral (Yan) | Tırtıklı ve sarımsı | Lateral Onikomikoz | Subungual hiperkeratoz ve renk değişikliği. |
| Lateral (İzole) | Düzensiz veya girintili | Tırnak Ünitesi Tümörleri | Tek tırnak tutulumu, ağrı, eritronişi. |
| Distal V-Şeklinde | Üçgen/Kama formunda (Apeks proksimalde) | Onikopapillom / Glomus Tümörü | Boylamsal eritronişi, serbest kenarda çentiklenme. |
| Distal V-Şeklinde | Multipl tırnak tutulumu | Darier Hastalığı / Liken Planus | Kırmızı-beyaz çizgilenme, tırnakta incelme. |
| Dairesel (Oval) | Santral yerleşimli "Ada" görünümü | Fotoonikoliz / Kemoterapi | Lateral kenarlar korunur; ilaç kullanımı (Taksanlar). |
Onikolizi klinik olarak sadece tırnak plağının tırnak yatağından ayrılması değildir. Aslında tırnak yatağının altındaki biyolojik ve mekanik süreçlerin bir "imzası" olduğunu kanıtlamaktadır. Klinik muyene ve dermoskopik inceleme ile onikoliz sınırının morfolojisini tanımlamak, gereksiz antifungal tedavilerin önüne geçerken, tümör gibi erken müdahale gerektiren durumların gözden kaçmasını engeller.




