Saç ve Saçın Yapısı

Siringomalar (Syringoma), göz çevresi(periorbital bölge) gibi estetik açıdan hassas alanlarda yerleşim gösterebilen ve estetik algı üzerinde psikolojik stres yaratabilen selim adneksiyal neoplazmlardır. Günümüzde siringoma tedavisinde kullanılan farklı lazer terapileri bulunmaktadır. Bunlar arasında CO2 lazerler yaygın kullanılan ablatif lazerlerdir. Siringomalar tipik olarak üst dermise (papiller dermis) yerleşimli ekrin ter bezi kanallarından köken aldıkları için klasik ablatif CO2 lazerlerin en büyük riski, lezyonu tamamen temizlemek için derin dermise inildiğinde skar (iz) bırakma olasılığıdır. Bu nedenle farksiyonel CO2 lazerler sirigomalarda daha fazla tercih edilmektedir. Özellikle son yıllarda uygulanan 'iğne deliği' (pinhole) ve 'çoklu delme' (multiple drilling) yöntemleri, minimal yan etki ile mükemmel kozmetik sonuçlar vermektedir. 

Siringoma derimizde bulunan ekrin ter bezlerinin kanallarının epidermis içerisinde kalan bölümü olan "akrosiringiumdaki" hücrelerin aşırı çoğalmasından kaynaklanan, köken alan bir adenomdur(iyi huylu tömoral yapılar). Siringomalar benign-iyi huylu karekterleri ile sadece kozmetik şikayetlere neden olmaktadır. Kendiliğinden iyileşme gösterebilmeleri oldukça nadirdir.

 

Klinik olarak deriden kabarık, 3 mm'den küçük, deri renginde veya daha koyu pigmentli,  düz yüzeyli, küçük deriden kabartılar—papüller şeklinde görülür. Sıklıkla bilateral (çift taraflı) ve simetrik bir dağılım göstererek kümeler halinde gelişirler. Vücutta yerleşim yerine göre göz çevresi, genital bölge, saçlı deri ve el ve ayaklar gibi vücudun uç noktaları—akral tutan siringomlar—şeklinde sınıflandırılabildiği gibi, tek bir anatomik alana yerleşen lokal form, ailesel form, Down sendromu ile ilişkili form ve tüm vücutta yaygın görülen çok sayıda siringomanın görüldüğü "erüptif siringoma" olarak da sınıflandırılmakta.

Vücutta yaygın olarak gördüğümüz erüptif siringom nadir görülen bir klinik formdur. Genellikle ergenlik döneminde başlamakta. Erüptif siringom hiçbir nedene bağlı olmadan olabileceği gibi, bazı hastalıklar, anomaliler ve ilaçlar ile ilişkilendirilmiştir. Diyabet ve hipertiroidizm gibi metabolik hastalıklar, bir genodermatoz olan Nicolau–Balus sendromu (siringomlar + miliya + atrofoderma vermikulata) ve Down sendromu ile ilişkisini gösteren çalılşmalar var. Down sendromlu bireylerde siringoma prevalansı genel popülasyona göre oldukça yüksektir (literatürde %18-40 arasında değişen oranlar bildirilmiştir). Ayrıca epilepside kullanılan ilaçlardan karbamazepin ve valproik asitin erüptif siringomu tetikleyebileceği gösterilmiştir. 

Siringomalar ağırlıklı olarak göz çevresi(periorbital bölgede), özellikle alt göz kapaklarında görülmekle birlikte; alın, saçlı deri, yanaklar, karın, ekstremiteler, koltuk altı, kalça ve genital bölgede daha az sıklıkla izlenebilir. Görülme sıklığı en çok yaşamın üçüncü ve dördüncü dekadlarında artsa da, çalışmalar ergenlik öncesi veya sonrası her yaş grubunda ortaya çıkabileceğini göstermiştir. Bu lezyonlar kadınlarda ve Down sendromlu hastalarda daha yaygındır; kadınlardaki bu baskınlığın hormonal etkilerle ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Irksal yatkınlık yaygın olarak bildirilmemekle birlikte, erüptif siringomaların Afrikalı Amerikalılarda ve Asyalılarda daha sık görüldüğü öngörülmektedir. Siringomalarda lezyon oluşum mekanizması büyük ölçüde bilinmemektedir.

Siringomalar, özellikle göz kapakları gibi estetik açıdan kritik bölgelerde yerleştiklerinde ve disfigüre edici (şekil bozucu) boyutlara ulaştıklarında belirgin psikolojik strese yol açabilmektedir. Bu tümörler malign (kötü huylu) potansiyel taşımadıklarından, uzun vadeli morbidite veya mortalite riski oluşturmazlar. Bu nedenle, siringoma tedavisi esasen estetik kaygılarla gerçekleştirilir. Erüptif siringomalarda %1’lik atropin ve tretinoin içeren topikal tedaviler bazı vakalarda etkinlik göstermiştir. %1’lik atropin kullanımı, siringomaların ekrin (ter bezi) kökenli olması teorisine dayanır. Atropin, ekrin bezlerindeki kolinerjik reseptörleri bloke ederek lezyonların boyutunda küçülme sağlayabilir; ancak bu yöntem genellikle sadece erüptif (yaygın) formlarda destekleyici bir tedavi olarak görülür. Mevcut diğer tedavilerde amaç skar (iz) oluşumunu ve nüks (rekürrens) riskini minimize edecek şekilde syrigomaların yok edilmesidir. Syringomaların ortadan kaldırılması için seçenekler; eksizyon, dermabrazyon, elektrocerrahi, kimyasal peeling, lazer uygulamaları ve bu yöntemlerin kombinasyonlarını içerir. Ancak bu tedaviler; post-inflamatuar hiperpigmentasyon (PIH), hipopigmentation (renk kaybı), sınırlı etkinlik, kalıcı eritem ve skar oluşumu gibi yan etkileri beraberinde getirebilmektedir.

Siringomalar dermis tabakasının orta ve üst kısımlarına yerleşmiş kistik yapılar oldukları için tedavi sırasında sadece yüzeyel uygulama yapılması nüks oranını artırırken, tüm lezyona uygulama yapılması yani dermise inilmesi skar riskini tetikler. Bu nedenle "parsiyel ablasyon" veya "multi-seanslı" yaklaşımlar daha güvenli kabul edilir.

 Bening deri lezyonlarında kullanılan 10.600 nm dalga boyuna sahip CO₂ lazer, fraksiyonel modda siringomada kullanılmaktadır. Fraksiyonel modu deride epidermisten dermisin istenilen derinliğine kadar mikro termal ısı hasarları ile mikro holler açmakta. Uygulama sonrası deride kontrolü derinlikte ve ısıda yaratılan doku hasarı dermiste yeni kolajen, elastin ve destek doku artışı sağlamakta; bu da hedeflenen deri lezyonunun yapısal özelliklerini değiştirmekte. CO2 lazerin farksiyonel modu siringomada 1-2 ay ara ile 2-3 seans kullanılmış. Kozmetik sonuçları orta düzeyde. Son yıllarda CO2 lazer fraksiyonel modu dışında özel bir teknik olan "pinhole tekniği" ile kullanılmaya başlandı. Bu yöntemde uygulayıcı, deri üzerinde tek tek bir ya da daha fazla sayıda mikro delik açmaktadır. Bu teknik özellikle deride yanık sonrası gelişen skarların tedavisinde başarı ile kullanılmakta.  "Pinhole" yöntemi, lazer ışınını çok dar bir alana odaklayarak siringomanın merkezine dik bir kanal açılmasını sağlar. Bu sayede çevre dokudaki termal hasar minimal tutulurken, lezyonun derinindeki ekrin yapılar yüksek ısıyla koagüle edilir. Bu yöntem, geniş alan ablasyonuna göre belirgin şekilde daha düşük hipopigmentasyon riski taşır.

CO2 lazerin super pulse modu syringomada daha başarılı sonuçları ile kullanılmakta. Uygulama 2 ay ara ile 2-3 seans yapılmakta. Uygulamadan 20-30 dakika önce lokal anestezik kremler uygulanmakta. Syringoma lezyonu üzerini kaplayacak şekilde 1-3 mm aralıklar ile lazerle pinholler açılmakta. Sonrasında 3-5 gün antibiyotikli pomadlar kullanımı istenmekte. Kozmetik sonuçları oldukça başarılıdır. 

Faksiyonel CO2 lazer sonrası siringomada oluşturulan pinholler üzerine trikloroasetik asit (TCA) veya botulinum toksin gibi ajanların topikal uygulanmasınında nüks oranlarını azalttığına dair çalışmalar mevcuttur.

 

 

 

 

 


Adres: Çakmak Erdem Hastahanesi, Alemdağ Cad. Sezer Sok. No: 3-5 Ümraniye - İstanbul
GSM: 0850 222 0 494
Bu sitedeki bilgiler doktor ya da eczacıya danışmanın yerine geçmez. Sitedeki bilgi, yorum ve görüntüler kişileri bilgilendirme amaçlı olup, tanı ve tedaviye yönlendirme amaçlı değildir.

© 2026 Hakan Buzoğlu.
ByFlash Web Agency